Ateş Genel Bilgisi



         Teoride bir çoğumuzun bildiği bir konu olmasına karşılık, deneyim ve tecrübeye geldiği zaman nasıl ateş yakmamız gerektiğiyle ilgili bir çok sorunla karşı karşıya kalıyoruz. Öncelikle basit bir anlatımla ateş nasıl oluşur diye anlatmak gerekirse; Ateş için yanıcılığı yüksek kuru bir materyal ile yakıcı özellikteki maddelerin oksijenli bir ortamda bir araya gelmesi ve bu olaylar olurken nem ve su dengesinin de olabildiğince az olması tercih edilir.

     Yakıcı maddelere örnek olarak çakmak taşları, magnezyum çubukları,gazlı ve benzinli çakmaklar ile kibritler örnek verilebilir. Magnezyum çubukları sudan etkilenmemesi ve yüksek ısılar açığa çıkarması nedeniyle günümüz kampçılığında oldukça popülerdirler. Ayrıca ateş yakarken magnezyum çubuğu kullanmanın insan ile ateş arasındaki bağı biraz daha duygusal bir noktaya taşıdığına ve ona olan saygımızı arttırdığına inanıyorum. Bunun yanında ekonomik olarak ucuz ve zahmetsiz olan ve kuru tuttuğumuz sürece işimizi gören çakmakları da yabana atmamak gerekir. Muhakkak kampta yanımızda iki adet gazlı çakmak ve kibrit bulundurmanız gerektiğini hatırlatmak isterim. Günümüzde sudan etkilenmeyen kibritler de bulunduğu gibi normal kibritleri erittiğimiz muma batırarak saklamak da bir yöntemdir. Ben bunların yerine su geçirmez bir kap kullanıyorum. Basit bir kavanoz ya da vakumlu kilitli saklama kapları  da bu iş için işinizi görebilir.

     Ateş yakabilmemiz için gerekli olan bir diğer ihtiyacımız da hiç şüphesiz odun olacaktır. Kamp kuracağımız bölge etrafında gezerek gerekli yakacak ihtiyacımızı karşılayabiliriz. Bunun için eğer yaz mevsimiyse yere düşmüş kuru dalları, kozalakları, ağaç kabuklarını, bazı kuru çalıları yakacak ve ateş başlatmada kav olarak kullanabiliriz.
UYARI: Yerde çürümeye başlamış, ıslak, yeşil olan odunları ve ağaçları yakacak olarak kullanmayı ya da yaş ağaç gövdelerine zarar verip çıra çıkartmak gibi cahillikler yapmıyoruz. 
   
      Arkadaşlarım, dostlarım, kardeşlerim
Ormanda ağaç kesmek yasal olarak bir suçtur ve ağır yaptırımları bulunmaktadır. Ağaçlar devlet malıdır. Bir ağacı öldüren, insanlığı öldürmüş gibi bir suç işlemiş olur. Diğer yandan kaldı ki bir ağaçı ya da yaş dalları kestiniz.
Bu ağacı benzin dökseniz yine yakamazsınız. Bir odunun yanabilmesi için içinde bulunan suyun uçması ve kuruması gerekmektedir. Yaş bir ağacı ateşe atma gafletinde bulunduysanız farketmişsinizdir. O odun asla yanmaz ve saatlerce ortalığı dumana boğar. En sonunda pes eder ve o odunu ateşten kenara alırsınız. Bir diğer husus ise ateş yakacağımız alan ile ilgilidir.

     Ateş yakacağımız alanda daha önceden yakılmış bir ocak varsa biz de ateşimizi orada yakmalıyız. Ateş yaktığımız alan aşırı kurak bir yer ise ve ateş yasağı olan bir zaman diliminde isek asla ateş yakmamalıyız. Ateş yasağı olan aylarda yanımızda getireceğimiz kartuşlu propan tüpler kullanmalıyız. Yangın yasağı olmayan bir zaman aralığında kamp yapıyorsak öncelikle bize yetecek büyüklükte küçük bir ocak kuruyoruz. Ocak dediğim şey ateşi yakacağımız alana verilen bir isimdir. Bazen öyle olaylarla karşılaşıyorum ki tek bir kişi 1 metrekarelik bir ocak kurmuş. Eğer 20 kişilik bir grup değilseniz böyle şeyler yapmayın.

     Ateş yakacağımız yerin zemini ıslak ya da karla kaplıysa bu zemin üzerine yan yana bitişik nizamda dallar diziyoruz. Bu ateş ile yer arasındaki yalıtımı sağlayacaktır. Ocağımızın sınırlarını taşlarla çeviriyoruz. Ocağımızda dere yatağından aldığımız taşları kullanmıyoruz çünkü bu taşların içinde yer alan gözenekler su doludur. Sıcakta patlayarak gözümüze ciddi zararlar verebilir. Ateş yakacağımız alanın etrafında kuru yapraklar varsa bunları temizlemeliyiz. Özellikle iğne yapraklı alanlarda çok dikkatli olunmalıdır. 


Artık ateş hakkında genel kültürümüz oluşmaya başladığına göre, bundan sonraki yazımda reflektör nasıl yapılır, kuru odun nasıl kesilip parçalanır, ateşte nasıl yemek pişirilir gibi daha teknik konulara değinmeye çalışacağım..

                                                                                         YAZAN: İbrahim AKGÜN 



Yorumlar